24 Ocak 2020 Cuma

Oligarklar Davos’ta toplanıyor*, World Socialist Web Site, 21 Ocak 2020



Niles Niemuth
Çeviri: Tolga Tören

Yüzlerce bankacı, şirket yöneticisi, ünlü, devlet başkanı ve kabine üyesi, Salı günü ellincisi başlayan Dünya Ekonomik Forumu’na katılmak icin İsviçre’nin Davos kentine vardı. 

Davos katılımcılarının, dünya milyarderlerinin sadece geçen yıl yüzde yirmi beş artmış olan serveti dahil, kutlayacağı çok şey var. Bununla birlikte, İsviçre’nin karlı dağlarına bakan oligarklar, kendilerini toplumsal muhalefet ve öfke dalgası ile kuşatılmış hissediyorlar.

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) kurucusu Klaus Schwab, toplantı öncesinde yayımladığı mesajda, “insanlar kendilerine ihanet ettiklerine inandıkları ekonomik elitlere karşı isyan ediyorlar” notunu da düşerek, dünyanın “ kritik bir dönüm noktasında” olduğu uyarısında bulundu. 

7 Ocak 2020 Salı

Anlatılan bizim hikayemiz ama…, 7 Ocak 2020, gazeteduvaR


Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron, 7 Kasım 2019 tarihinde The Economist dergisine verdiği mülakatta, Avrupa ülkelerinin NATO müttefiklerini savunmak için ABD’nin gücüne dayanamayacağını, artık NATO’nun “beyin ölümü”nün gerçekleştiğini belirtiyordu.

Macron’un sözleri, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından alkışlanırken Almanya Şansölyesi Angela Merkel’i kızdırıyordu.

3 Ocak 2020 Cuma

Rojdacık…3 Ocak 2020



İlk kedim, güzel Paytak’a şu yazı ile veda etmiştim. 

Sonrasında Çamurcuğum ile baş başa kaldık Mersin’de. 

Bu bir aradalık da uzun süremeyecekti ne yazık ki. 

Cizre ve Sur’da başgösteren “devlet terörü”nün ardından yaşananlar, diğer güzel kızım Çamur ile de yollarımızın ayrılmasına yol açacaktı.

13 Ekim 2019 Pazar

Volkswagen neden Türkiye'yi seçti?, 13 Ekim 2019, gazete duvaR


Tolga Tören*

Malum, son günlerde Alman kapitalizminin neredeyse simgelerinden birisi olan Volkswagen’in Türkiye’de açmaya karar verdiği fabrika, ekonomi gündeminin önemli maddeleri arasında yer alıyor.

Kimileri, bir yandan şaşırdı bir yandan da kızdı Alman firmasına! Öyle ya, yatırım yaparak “otoriterleşen” Türkiye’ye destek veriyordu firma. Nasıl olurdu ki? Oysa sermaye demokratik ortamlarda yeşerir, gelişir, birikirdi..!

Kimileri de şirketin Türkiye kararını, “yeni Türkiye”nin istikrarının bir göstergesi olarak kabul etti. Bürokratik vesayetten kurtulan “yeni Türkiye”nin başı yükselerek demokrasi arşına değiyordu!**

10 Ekim 2019 Perşembe

ABD’de otomotiv sektörü grevi: Dumanı dağıtacak yıldız-poyraz, 1 Ekim 2019, Gazete Duvar












Tolga Tören

Geçen yıldan bu yana eğitim, otel ve alışveriş merkezi emekçilerinin grevlerine şahit olan Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD), topraktan başını çıkaran “köstebek” bu defa ülkenin kapitalist gelişme süreci açısından son derece kritik olan otomotiv sektörü emekçileri oldu.

General Motor (GM) şirketinin, işçilerin 2008 krizi sonrasında iş güvencesi, sağlık sigortası, kıdem, geçici çalışma ve benzeri konularda uğradığı kayıpları telafi etme konusunda gösterdiği dirence Birleşik Otomotiv İşçileri Sendikası’nın (UAW) yanıtı 15 Eylül 2019 tarihinde başlayan ve yaklaşık 50 bin işçinin katıldığı grev oldu.

14 Eylül 2019 Cumartesi

Macron’un reformu, Sisifos’un kayası!, 14 Eylül 2019, siyasihaber



















Tolga Tören

Fransız hükümetinin gündeme getirdiği ve Fransız işçi sınıfının ilerleyen günlerde tonu daha da artacak tepkisiyle karşılaşan “emeklilik reformu”, Yunan mitolojisindeki Kral Sisifos’un hikayesini andırıyor.

Hikayeye göre tanrıları kızdırdığı için Olimpos dağının eteklerindeki bir kayayı iterek dağın tepesine taşımakla cezalandırılan Sisifos, kaya tepede sabitlendiğinde cezadan da kurtulacaktır.

Ama hikmetinden sual olunmaz tanrılar kayanın tepede sabitlenmesine hiç izin vermez.

29 Ağustos 2019 Perşembe

Özdemir İnce’nin Irkçılığı, Dilin Kirliliği, Avrupa Forum, 29 Ağustos 2019




Özdemir İnce 23 Ağustos 2019 tarihli Cumhuriyet’te yayımladığı “Kirlenen dil sorunu” başlıklı yazısında yazılı ve görsel basında Türkçe kullanımındaki özensizlikleri konu ediniyor.

İnce haksız değil elbet. Dil kirlendi!

Yazısına bakılırsa, İnce ırkçılığı ya da cinsiyetçiliği dilin kirlenmesinde rol oynayan faktörler arasında görmüyor. Oysa, İnce’nin kendi yazıları dahi ırkçılık ve cinsiyetçiliğin dilin kirlenmesindeki rolünün güzel bir örneğini oluşturuyor.

4 Mayıs 2019 Cumartesi

Ruf nach Frieden in der Türkei, HLZ, Zeitschrift der Hessen für Erziehung, Bildung, Forschung, 4 April 2019



Gaye Yilmaz - Tolga Tören

Nach der Wahl im Juni 2015 wurden die Friedensgespräche zwischen der Partei für Gerechtigkeit und Aufschwung (AKP), der türkischen Regierung undder Arbeiterpartei Kurdistans (PKK) abgebrochen. Der bewaffnete Konflikt im Südosten wurde zu einem der wich-tigsten Punkte in der politischen Agenda der Türkei. Im August 2015 richtete die Regierung pauschale, rund um die Uhr geltende Ausgangssperren in 22 Städten ein und schickte das Militär. Während der Militäreinsätze wurden die Medien und Nichtregierungsorga-nisationen daran gehindert, Menschen- rechtsverletzungen der Sicherheitskräf-te zu dokumentieren.

27 Şubat 2019 Çarşamba

21. yüzyılda emek ve direniş üzerine notlar -V: Hindistan grevleri, eskiyi aşmak, yeniyi kurmak!, 25 Şubat 2019, Avrupa Forum & siyasihaber



Emek hareketi üzerine çalışmalarıyla bilinen Beverly Silver, Savaş Karataşlı ve Şefika Kumral ile birlikte kaleme aldığı “Yükselen Sosyal Muhalefetin Yeni Bir Med Ceziri? Dünya Tarihsel Perspektif İçinde Erken Yirmibirinci Yüzyıl” başlıklı metinde, 2011 yılının başta emek hareketi tarafından hayata geçirilenler olmak üzere, toplumsal muhalefet açısından bir dönüm noktası olduğunu belirtir.
Aynı alanın bir başka önemli ismi, Michael Burawoy de, 2017 tarihli “Neoliberal Çağda Sosyal Hareketler” başlıklı makalesinde benzer bir noktanın altını çizer.

29 Ocak 2019 Salı

Kapitalizm, Akademi, Esneklik, Göç ve ‘Aşınan Karakterler’, ODTÜ'lüler Bülteni, 2018, 12 (1)


Tolga Tören

Eric Alliez ve Maurizio Lazzarato, Savaşlar ve Sermaye (Wars and Capital) başlıklı çalışmalarında, liberalizmin başından itibaren bir topyekün savaş felsefesi olduğunu belirtirler. Finansal olağanüstü hal (“istikrar uzlaşması”) ile siyasi olağanüstü halin (“güvenlik uzlaşması”) aynı paranın iki yüzü olduğunu vurgulayan yazarlar, dünya ekonomisini sürekli bozan ve yeniden yapılandıran savaşlar ile sermaye akımlarının, bu ikisini entegre eden devletler ile birlikte, çağdaş kapitalizmin varlığının, üretiminin ve yeniden üretimin koşulu olduğunun altını çizerler. Yazarlara göre savaş, para ve devlet kapitalizmin kurucu öğesi, yapı taşı ya da ontolojik gücüdür(2) ve “devlet tarafından dışarıda ya da ülke sınırları içinde yürütülen savaşlar olmaksızın sermaye biriktirmek mümkün değildir”.(3)

13 Ocak 2019 Pazar

21. yüzyılda emek ve direniş üzerine notlar – IV: “Merkez"de “bozunuma uğrayan” sınıf ve Sarı Yelekliler

Tolga Tören
 

Fransız Devrimi’nin sonradan giyotine gönderilenlerinin talebi olan “sosyal cumhuriyet” için… Üretim sürecinde açığa çıkan sömürü yoluya birikime ya da dolaşım alanında açığa çıkan mülksüzleşme yoluyla birikime karşı… 
Dünyanın bütün sosyal hareketleri! Birleşiniz!


Leo Huberman, Feodal Toplumdan 20. Yüzyıla başlıklı kitabında, Karl Marx’ın Kapital’de kullandığı ifadeyle “…kapitalizmin pembe renkli şafak ışıklarının göründüğü” zaman diliminde, 16 ve 17. yüzyılda, işçi sınıfının oluşumunu anlatır. Gemicilik ve haritacılık da dahil olmak üzre teknolojik buluşlardaki gelişmelerin etkisiyle, uzak pazarlara erişme imkanı elde eden Avrupalı tüccar kapitalistin, dolaştığı pazarda topladığı siparişlere (talebe) göre üretim yaptırdığı zaman dilimini. 

“Üretim yaptırdığı” diyoruz, çünkü dönem, sanayinin henüz “ev sanayi” olarak tanımlandığı bir zaman dilimidir. 

15 Aralık 2018 Cumartesi

21. yüzyılda emek ve direniş üzerine notlar – III: Kapitalizmin tahribatı ve direnişin renkleri !

Tolga Tören


Siyasi Haber ve Avrupa Forum’da 21 Kasım 2018 tarihinde yayımlanan “21. yüzyılda emek ve direniş üzerine notlar II: Savaş – direniş, ütopya – distopya” başlıklı yazıda, aralarında Beverly Silver’ın da bulunduğu sosyal bilimciler tarafından hazırlanan Dünya Emek Grubu veri tabanından hareketle, 21. yüzyılda sınıf hareketinin eğilimlerinden birisinin “coğrafi kayma…” olduğunu belirtmiş ve eklemiştik:

21 Kasım 2018 Çarşamba

21. yüzyılda emek ve direniş üzerine notlar - II: Savaş-direniş, distopya-ütopya!, siyasihaber.org, 21.11.2018

Tolga Tören 



Bu dizinin birinci bölümünde Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı sonrasında inşa edilen sınıf uzlaşmacı  sendikacılığı ve bu sendikacılık tarzının Avrupa dışı coğrafyalara yayılmasını ele almıştık.
Kapitalizmin, 1944 - 1970’lerin başını kapsayan “altın çağ”ında inşa edilen bu sınıf uzlaşmacı sendikal yapılanma, korporatist mekanizmalar aracılığıyla örgütlü emeğin karar süreçlerinde -kısmen de olsa- yer almasına imkan sağlaması nedeniyle, kimileri tarafından bir kazanım olarak görülür.

9 Kasım 2018 Cuma

21. yüzyılda emek ve direniş üzerine notlar – I: ‘Kapitalizmin altın çağında’ uluslararası emek hareketi, Avrupa Forum, 09.11.2018

Tolga Tören


Aralarında emek ve kalkınma alanındaki çalışmaları ile bilinen Beverly Silver’ın da bulunduğu Dünya Emek Gurubu tarafından hazırlanan ve 1870 ile 1996 yılları arasındaki zaman diliminde Time dergisine ve New York Times gazetesine konu olan işçi direnişlerini kapsayan veri tabanı iki şey söylüyor.

Birincisi: Savaşlardan hemen önce işçi direnişlerinde önemli bir artış yaşanıyor. Savaş dönemlerindeki bu yükseliş, savaş vesilesiyle yaratılan militarist ve milliyetçi siyasal atmosferin de etkisiyle, yerini gerilemeye bırakırken savaş sonrası dönemlerde yeniden yükselişe geçiyor.

Nasıl Akademisyen Olamadım? - IV, bianet, 06.08.2018

Tolga Tören 




Bu yazılar aklıma ilk düştüğünde, her bir yazıya farklı bir başlık koymayı planlamıştım. Dizinin bu parçasının başlığı da "Akademisyen olur gibi oldum: Üç buçukuncu örnek olay" idi. Neden mi?

TIKLAYIN - Nasıl Akademisyen Olamadım?

TIKLAYIN - Nasıl Akademisyen Olamadım? -II-

TIKLAYIN - Nasıl Akademisyen Olamadım? -III-

Buyrun...

İçinde yetiştiğim ve bir bileşeni olmaktan her zaman mutluluk duyduğum, uzundur birilerini rahatsız ettiğini de bildiğim "Marmara Kalkınma" geleneğini, alışkanlıklarını gittiğimiz yere taşımak, buradan mezun olan hemen herkesin bir içgüdüsü idi, tabir caizse...