33 SENEDE EKONOMİ 3,5 KAT BÜYÜRKEN ASGARİ ÜCRET YERİNDE SAYDI
KRİZDEKİ YUNANİSTAN’DA ASGARİ ÜCRET TÜRKİYE’DEN 2,5 KAT FAZLA
HÜKÜMET BÜYÜME ORANLARI İLE ÖVÜNMEYİ BIRAKIP, ASGARİ
ÜCRETLİSİNİN DURUMUNA BAKMALIDIR
Türkiye ekonomisi, 2009 yılında yüzde 4’ün üzerinde küçülme ile dünya genelinde krizden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer almıştır. 2010 ve 2011 yılı için bu tablo yerini yüksek büyüme oranlarına bırakmış durumdadır. Ancak büyümenin hangi kesimlere hizmet ettiği ayrıca ele alınmak durumundadır. Ne kriz öncesinde, ne de sonrasında yaşanan ekonomik gelişme halka yansımamıştır. Bu durum, üretilen katma değerin adil bir biçimde dağılmadığının bir göstergesidir. Asgari ücret örneği bu açıdan son derece çarpıcıdır.
İşveren ve sermaye temsilcilerinin belirleyiciliği altında alınan Asgari Ücret Tespit Komisyonu kararlarında, enflasyon hedefleri esas alınmakta, işçilerin geçim düzeyi ihmal edilirken, ekonomik gelişme bu kararlara yansıtılmamaktadır. Dolayısı ile ekonomik refahın paylaştırılması açısından en önemli araçlardan biri durumunda olan asgari ücret, ciddi bir baskı altındadır. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 17 Aralık 2011
tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada “özel sektörde ücretleri verimlilikle ilişkilendirmezseniz, belki Türkiye batmaz ama firmalar batar” diyerek, sanki mevcutta ücretlerle verimlilik arasında bir ilişki var olduğunu ima etmektedir.
Gerçekte ne verimlilik ne de ekonomik büyüme asgari ücretliye yansımaktadır. 2005- 2010 yılları arasında krize rağmen çalışan kişi başına verimlilik % 14 artarken, asgari ücret reel olarak neredeyse yerinde saymıştır. Yine 2005-2011 yılları arasında, vergi iadesi ve asgari geçim indirimini esas alarak hesapladığımız net asgari ücrete göre, asgari ücrette reel gelişmenin 2011 tahminleri ile birlikte sadece % 4 düzeyinde
kalacağı beklenirken, aynı dönem için ekonomik büyümenin % 26 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Bu hesapla sadece 2005 yılından bu yana ekonomik büyümenin asgari ücrete yansımamasının işçilere bedeli net 138 TL’lik gelir kaybıdır.
Yani asgari ücretlinin ürettiği değerden aldığı pay azalmış, sömürü artmıştır.
Tablo 1. Net Asgari Ücret ve Gayri Safi Yurt İçi Hasıla Karşılaştırması
(2005=100)
Not: Net asgari ücret endeksi hesaplamasında 2005 ve 2006 yıllarında vergi iadesi üst sınırı, 2008 yılı sonrası için asgari geçim indirimi hesaplamalara eklenmiştir. Reel Ücret endeksi hesaplanırken TÜİK TÜFE 12 aylık ortalamaları alınmıştır. 2011 Aralık ayı enflasyon rakamları ve 2011 yılı ekonomik büyüme rakamları için 15 Aralık 2011 Merkez Bankası Beklenti Anketi sonuçları kullanılmıştır.
Tablo 1’de ekonomik büyüme ve asgari ücret arasındaki ilişki görülmektedir. 12 aylık ortalamalar dikkate alındığı için son aylarda enflasyonda yaşanan hızlı artış verilere yetirince yansımamasına rağmen asgari ücret ile ekonomik büyüme arasındaki farkın açıldığı görülmektedir.
NE VERİMLİLİK NE DE BÜYÜME ASGARİ ÜCRETE YANSIDI
Bunun yanında asgari ücretin uzun gelişme seyrine bakıldığında 33 yıllık bir dönem için (1978 yılından bu yana) ekonomi (1977-2006 GSMH ve 2007 sonrası GSYİH) sabit fiyatlarla 3,51 kat, dolar bazında yaklaşık 5 kat büyürken, asgari ücretin % 6’lık gelişme ile neredeyse yerinde saydığı görülmektedir. 12 Eylül askeri cuntası ile büyük bir darbe alan asgari ücret, geçen 31 yıllık süreç zarfında 33 yıl öncesindeki
seviyelerinde seyretmektedir.
Tablo 2. Reel Brüt Asgari Ücret – Ekonomik Büyüme Karşılaştırma (1978=100)
1999 yılına kadar 1978 yılındaki ekonomik gücüne ulaşmayan asgari ücret, bu yılda ulaştığı düzeyi, yüksek enflasyon ortamında yaşanan iki krizle ciddi bir biçimde kaybetmiş, 1978 ve 1999 seviyesine ancak 2004 yılında yeniden ulaşabilmiştir. 2005 yılından bu yana ise asgari ücret yerinde saymaya devam etmektedir.
Hâlbuki asgari ücret ekonomik büyüme oranında bir artış kaydetseydi bugün brüt 2754 TL, net 1973 TL1
ve 789,2 euro olacaktı. Komşumuz Yunanistan’da asgari ücret brüt 876,62 euro düzeyindedir.
Öğün başına sadece 2,58 TL gıda harcaması yapılabilen asgari ücretli Türkiye’nin ayıbıdır. Diğer Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında en uzun çalışma sürelerine ve en az ücretli izin hakkına sahip olan işçilerimize layık görünen bu ücretin yetersiz olduğu, yapılan bilimsel çalışmalarla da görülmektedir.
Açlık ve yoksulluk sınırının altında sefalet ücreti olarak belirlenen asgari ücret, insanca yaşanacak bir ücret düzeyine getirilmelidir.
1
Net ücret hesaplanırken, yaklaşık bir rakam vermesi için brüt ücret 0,7165 katsayısı ile çarpılmıştır. Hesaplamada 1 euro= 2,5 TL alınmıştır. Yunanistan verisi Eurostat’dan alınmıştır.
İNSANİ BİR BÜYÜME, ADİL BÖLÜŞÜM
Ekonomik gelişmenin, ekolojik dengeyi tahrip eden, toplumsal kaynakların yağmalandığı, gelir dağılımının bozulduğu, işsizliğin kalıcılaştığı bu biçimiyle sürdürülmeye çalışılması, insani ve sosyal gelişme açısından son derece olumsuz bir sonuç doğurmaktadır. Birleşmiş Milletler İnsani Gelişmişlik İndeksine göre Türkiye,
insani gelişmişlik açısından 187 ülke içerisinde 92. sıradadır. Oysa dünyanın en büyük ekonomisine sahip ilk 20 ülke arasında olmaktan gurur duyulmaktadır. İran, Rusya, Sırbistan ve Suudi Arabistan’dan insani gelişmişlik anlamında geri olmamız bu tabloya karşın nasıl açıklanabilir.
Ekonomik gelişme, herkesin zenginleştiği, kaynakların adilce bölüşüldüğü, çevreye dost, insana yakışır bir çalışma yaşamının hâkim olduğu bir gelişme olmalıdır, yoksa servetin birilerinin elinde hızla toplandığı, çalışma koşullarının ağırlaştığı, çevrenin tahrip edildiği, haksızlıklar üzerine yükselen bir büyüme değil.
ASGARİ ÜCRET YÜKSELMELİ
Asgari ücret, işçinin ailesi ile birlikte gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücrettir. Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre, sigortalı ücretlilerin yaklaşık yarısı asgari ücret düzeyinde gelire sahip. Asgari ücret zammı aileleri ile birlikte 20 milyon kişiyi doğrudan etkiliyor. Asgari ücretin, bir işçinin ailesi ile birlikte asgari olarak temel ihtiyaçlarını
karşılayacak, işçiyi kimseye muhtaç etmeyecek bir düzeyde belirlenmesi ve sefaletin son bulması için;
1. Asgari ücret, işçinin ailesi ile birlikte tüm zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde, insan onuruna yakışan bir düzeyde tespit edilmelidir.
2. Asgari Ücret Tespit Komisyonu işçilerin ağırlığı artırılarak demokratikleştirilmeli, emek örgütlerinin katılımı konusundaki sınırlandırmalar kaldırılmalıdır.
3. Görüşmeler kamuoyuna açık hale getirilmeli, anlaşmazlık durumunda işçilerin üretimden gelen güçlerini kullanabilecekleri yasal zeminler oluşturulmalıdır.
4. Asgari ücretin herkese bölge, yaş, işkolu vb. ayrımı yapılmaksızın aynı oranda belirlenmesi esas alınmalı, bölgesel asgari ücrete uygulanması yolundaki girişimlerden uzak durulmalıdır.
5. Asgari ücret gelir dağılımını düzenleyici yönde belirlenmeli ve ekonomik büyümeden pay almalıdır.
ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ
Araştırmada büyüme oranları için TÜİK 2007 yılı öncesi GSMH verileri ile GSYİH 2007 yılı sonrası verileri, asgari ücret için ÇSGB asgari ücret istatistikleri esas alınmıştır. Enflasyon oranları için 1994 sonrası için 1994 yılı endeksi esas alınmış, daha önceki yıllar için ilgili dönem serileri kullanılmıştır. Reel asgari ücret verileri, enflasyon serisi ile asgari ücret artış oranlarının endekslenmesi ile oluşturulmuştur. 2011 yılı büyüme oranları ve Aralık ayı 12 aylık TÜFE ortalaması için TCMB beklenti anketi uygun ortalama verileri dikkate alınarak hesapladığımız değerler kullanılmıştır. Verimlilik oranları için Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Verimlilik Genel Müdürlüğü verileri kullanılmıştır.