5 Eylül 2020 Cumartesi

“Başka” bir “normal” sermaye hakimiyeti altında mümkün değil!, Kaldıraç, Eylül 2020

Mehmet Türkay - Tolga Tören*  


Çaresizlik yüklediler, yüklendik. Baş etmeye çalışıyoruz. Çünkü bilgimiz yetersiz. Yetersiz olduğu ölçüde hareketsiz kalıyoruz. Hareketli olanlar konu dışı. Hareketsizliğin getirdiği kapanma halinin tezahürleri muhtelif. Herkes kendi gerçekliği ile karşılamaya çalışıyor. Bireysel düzeyde gösterilen reflekslerin toplamda bir yere ulaşması beklenemez. Ancak yaşanan salgın sürecinin bireysel etkilerinin genel bir politika tarafından yönlendirildiğinin farkına varıldığında süreç anlaşılmaya başlanacaktır. Anlaşılmaktan kastedilen, ekolojik dengenin ekoloji aleyhine bozulmasıyla salgının ilişkisinin ve bu sürecin mevcut iktidarlar tarafından bir fırsata çevrilmesinin görünür hale gelmesidir. 

27 Ağustos 2020 Perşembe

Distopyadan kurtulmak, ütopyaya sahip çıkmak, AltıYedi Edebiyat, Ağustos 2020

Tolga Tören* 


Sabahattin Eyüboğlu da dahil kimi yazarlar, Eflatun’un Devlet’inin (1) ilk ütopya olarak kabul edilmesi gerektiğini ya da tasarladığı devletin bir ütopya olduğunu belirtirler. Eflatun’un ideal devletinin, ‘olmayanı’, ama olması isteneni resmettiği ölçüde bir ütopya olarak kabul edilebileceği doğruysa da bu durum, ‘ütopya’ kelimesinin ilk defa, bu yazın türünün yaratıcısı da olan Thomas Moore tarafından kullanıldığı gerçeğini değiştirmez. Moore kelimeyi Yunanca’daki “u” yoksunlayıcı öneki ile yer anlamındaki “topos” sözcüğünü birleştirerek elde eder: “Olmayan yer” ya da “yok yer” anlamında.(2) 

6 Ağustos 2020 Perşembe

Bir “çağ dönümünün eşiği”nde Covid 19!, Avrupa Forum, 5 Ağustos 2020


Tolga Tören 

Avrupa’da Covid-19’un yeniden ve daha güçlü bir şekilde geri geleceği beklentisi oldukça yaygın: Örneğin, Katalonya kapanma önlemlerine geri dönüyor. Britanya, İspanya gibi tatil bölgelerinden dönenlere 14 gün karantina zorunluluğu getirdi.

Avrupa’da Covid-19’un geri dönüşü beklentisi olsa da ikinci dalgaya daha “hazırlıklı” olduklarını düşünüyorlar.

Yoksul halkları, bölgeleri ise daha fazla vurmaya devam edecek gibi görünüyor.

Örneğin Güney Afrika IMF’den 4 milyar dolar acil durum fonu kullandı.

17 Temmuz 2020 Cuma

“Liberal şiddet”in gölgesinde, kapitalizm, ırk, sınıf - I, 16 Temmuz 2020, siyasihaber


Irk ya da ırkçılık, liberal kimlik kuramcılarının, kendiliğinden, doğal, içkin olarak varolduğunu iddia ettikleri “ırksal kimlik” farklılıklarından kaynaklı bir olgu değil; tersine kapitalist üretim ilişkilerinin kuruluşunun önemli öğelerinden birisi.

Tolga Tören 

25 Mayıs 2020de ABDnin Minnesota kentinde işlenen bir cinayet, yani Derek Chauvin isimli beyaz polis memurunun George Floydu gözlerimizin içine baka baka öldürmesi sonrasında başta ABD olmak üzere çeşitli ülkelerde gelişen tepkiler üzerine çok şey yazıldı, konuşuldu.

Gayet anlaşılır bir şekilde, yazılıp konuşulanlar daha çok ABDdeki ırkçılığın ya da Floydun öldürülmesi sonrasında açığa çıkan tepkinin boyutlarına; eylemlerin katılımcılarının sosyal /sınıfsal kompozisyonuna ve taleplerine ya da eylemlerin örgütlenmesinde ön planda olan Antifa hareketine odaklandı.

Kuşkusuz, son derece kıymetli analizler, tespitler yapıldı. Bu yazı ise, güncelin bir parça ötesinde geçerek, meseleyi, yani ırk ve ırkçılık olgusunu, kapitalist üretim ilişkilerinin gelişimi çerçevesinde nasıl ele alabiliriz sorusunu yanıtlamayı hedefliyor.

Liberal kimlik kuramcılarından farklı olarak, ırk ve ırkçılık meselesinin sınıfsal bir perspektifle ele alınmasına katkı sunma umudu ve bugüne geri dönme taahhüdüyle.

27 Mayıs 2020 Çarşamba

Eskiyi onarmak ya da yeniyi kurmak!, gazeteduvar, 27 Mayıs 2020


Tolga Tören*

Geçtiğimiz günlerde çeşitli ülkelerden, farklı akademik, politik ve ideolojik tutumlara sahip üç bin beşyüz akademisyenin imzasıyla yayımlanan; “İş: Demokratikleştirme, Meta Olmaktan Çıkarma ve Çevresel Sürdürülebilirlik” başlığıyla da Türkçe’ye çevrilen metin, pandemi sonrasına ilişkin “ne yapmalı” sorusuna verilen yanıtlardan biri.

Metnin vurgularından birisi, ana akımın, iktisadı, kıt kaynaklar arasında tercih yapmanın bilimi olarak tanımlarken emeği de bir üretim faktörüne indirgemesine tepki niteliğinde: ‘Çalışan insanlar sıradan bir kaynaktan çok daha fazlasıdır’ ve “çalışma eyleminin kendisi bir metaya” indirgenemez.

30 Nisan 2020 Perşembe

"Gerçek ütopyalar"ı konuşmak, gazete duvar, 30 Nisan 2020




Tolga Tören*

Karl Marx ünlü on birinci tezini, yani “filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir” cümlesini dile getirirken, anlamadan ya da yorumlama yetisi kazanmadan değiştirmenin mümkün olduğunu düşünmüyordu elbet.

Yorumlama, anlamaya çalışma ya da üzerine düşünme çabasının anlamsızlığını da dile getirmiyordu.

Kastettiği, değiştirme ve anlamanın/yorumlamanın birbirinden ayrıştırılması gereken süreçler olduğu ya da ikincisinin birincisi olmaksızın yapılması gerektiği değildi.

7 Nisan 2020 Salı

Korona günleri ve sağlığın sosyalizasyonu, 7 Nisan 2020, gazete duvar



Tolga Tören*

“Korona virüsü”nün insanın doğayla kurduğu ilişkiye dair güçlü bir boyutu olduğu tartışmasız. İnsanın doğa ile kurduğu ilişki ise insanın insanla kurduğu ilişkiden bağımsız değil.


İnsan-insan ilişkisinin açığa çıktığı yer, malum, toplumsal yaşam. Bırakalım salgının toplumsal ilişkilerde açığa çıkardığı çok taraflı, ama yönü -henüz- belirsiz değişim dinamiklerini, tek başına bu durum dahi “korona krizi”nin toplumsallığından bahsetmeye yeterli.

Dolayısıyla “korona virüsü”ün toplumsal koşullardan bağımsız olarak ortaya çıkıp çıkmadığını anlamak için bilim insanlarının yıllarca süren çalışmalarını beklemeye gerek yok.

24 Ocak 2020 Cuma

Oligarklar Davos’ta toplanıyor*, World Socialist Web Site, 21 Ocak 2020



Niles Niemuth
Çeviri: Tolga Tören

Yüzlerce bankacı, şirket yöneticisi, ünlü, devlet başkanı ve kabine üyesi, Salı günü ellincisi başlayan Dünya Ekonomik Forumu’na katılmak icin İsviçre’nin Davos kentine vardı. 

Davos katılımcılarının, dünya milyarderlerinin sadece geçen yıl yüzde yirmi beş artmış olan serveti dahil, kutlayacağı çok şey var. Bununla birlikte, İsviçre’nin karlı dağlarına bakan oligarklar, kendilerini toplumsal muhalefet ve öfke dalgası ile kuşatılmış hissediyorlar.

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) kurucusu Klaus Schwab, toplantı öncesinde yayımladığı mesajda, “insanlar kendilerine ihanet ettiklerine inandıkları ekonomik elitlere karşı isyan ediyorlar” notunu da düşerek, dünyanın “ kritik bir dönüm noktasında” olduğu uyarısında bulundu. 

7 Ocak 2020 Salı

Anlatılan bizim hikayemiz ama…, 7 Ocak 2020, gazeteduvaR


Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron, 7 Kasım 2019 tarihinde The Economist dergisine verdiği mülakatta, Avrupa ülkelerinin NATO müttefiklerini savunmak için ABD’nin gücüne dayanamayacağını, artık NATO’nun “beyin ölümü”nün gerçekleştiğini belirtiyordu.

Macron’un sözleri, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından alkışlanırken Almanya Şansölyesi Angela Merkel’i kızdırıyordu.

3 Ocak 2020 Cuma

Rojdacık…3 Ocak 2020



İlk kedim, güzel Paytak’a şu yazı ile veda etmiştim. 

Sonrasında Çamurcuğum ile baş başa kaldık Mersin’de. 

Bu bir aradalık da uzun süremeyecekti ne yazık ki. 

Cizre ve Sur’da başgösteren “devlet terörü”nün ardından yaşananlar, diğer güzel kızım Çamur ile de yollarımızın ayrılmasına yol açacaktı.

13 Ekim 2019 Pazar

Volkswagen neden Türkiye'yi seçti?, 13 Ekim 2019, gazete duvaR


Tolga Tören*

Malum, son günlerde Alman kapitalizminin neredeyse simgelerinden birisi olan Volkswagen’in Türkiye’de açmaya karar verdiği fabrika, ekonomi gündeminin önemli maddeleri arasında yer alıyor.

Kimileri, bir yandan şaşırdı bir yandan da kızdı Alman firmasına! Öyle ya, yatırım yaparak “otoriterleşen” Türkiye’ye destek veriyordu firma. Nasıl olurdu ki? Oysa sermaye demokratik ortamlarda yeşerir, gelişir, birikirdi..!

Kimileri de şirketin Türkiye kararını, “yeni Türkiye”nin istikrarının bir göstergesi olarak kabul etti. Bürokratik vesayetten kurtulan “yeni Türkiye”nin başı yükselerek demokrasi arşına değiyordu!**

10 Ekim 2019 Perşembe

ABD’de otomotiv sektörü grevi: Dumanı dağıtacak yıldız-poyraz, 1 Ekim 2019, Gazete Duvar












Tolga Tören

Geçen yıldan bu yana eğitim, otel ve alışveriş merkezi emekçilerinin grevlerine şahit olan Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD), topraktan başını çıkaran “köstebek” bu defa ülkenin kapitalist gelişme süreci açısından son derece kritik olan otomotiv sektörü emekçileri oldu.

General Motor (GM) şirketinin, işçilerin 2008 krizi sonrasında iş güvencesi, sağlık sigortası, kıdem, geçici çalışma ve benzeri konularda uğradığı kayıpları telafi etme konusunda gösterdiği dirence Birleşik Otomotiv İşçileri Sendikası’nın (UAW) yanıtı 15 Eylül 2019 tarihinde başlayan ve yaklaşık 50 bin işçinin katıldığı grev oldu.

14 Eylül 2019 Cumartesi

Macron’un reformu, Sisifos’un kayası!, 14 Eylül 2019, siyasihaber



















Tolga Tören

Fransız hükümetinin gündeme getirdiği ve Fransız işçi sınıfının ilerleyen günlerde tonu daha da artacak tepkisiyle karşılaşan “emeklilik reformu”, Yunan mitolojisindeki Kral Sisifos’un hikayesini andırıyor.

Hikayeye göre tanrıları kızdırdığı için Olimpos dağının eteklerindeki bir kayayı iterek dağın tepesine taşımakla cezalandırılan Sisifos, kaya tepede sabitlendiğinde cezadan da kurtulacaktır.

Ama hikmetinden sual olunmaz tanrılar kayanın tepede sabitlenmesine hiç izin vermez.

29 Ağustos 2019 Perşembe

Özdemir İnce’nin Irkçılığı, Dilin Kirliliği, Avrupa Forum, 29 Ağustos 2019




Özdemir İnce 23 Ağustos 2019 tarihli Cumhuriyet’te yayımladığı “Kirlenen dil sorunu” başlıklı yazısında yazılı ve görsel basında Türkçe kullanımındaki özensizlikleri konu ediniyor.

İnce haksız değil elbet. Dil kirlendi!

Yazısına bakılırsa, İnce ırkçılığı ya da cinsiyetçiliği dilin kirlenmesinde rol oynayan faktörler arasında görmüyor. Oysa, İnce’nin kendi yazıları dahi ırkçılık ve cinsiyetçiliğin dilin kirlenmesindeki rolünün güzel bir örneğini oluşturuyor.

4 Mayıs 2019 Cumartesi

Ruf nach Frieden in der Türkei, HLZ, Zeitschrift der Hessen für Erziehung, Bildung, Forschung, 4 April 2019



Gaye Yilmaz - Tolga Tören

Nach der Wahl im Juni 2015 wurden die Friedensgespräche zwischen der Partei für Gerechtigkeit und Aufschwung (AKP), der türkischen Regierung undder Arbeiterpartei Kurdistans (PKK) abgebrochen. Der bewaffnete Konflikt im Südosten wurde zu einem der wich-tigsten Punkte in der politischen Agenda der Türkei. Im August 2015 richtete die Regierung pauschale, rund um die Uhr geltende Ausgangssperren in 22 Städten ein und schickte das Militär. Während der Militäreinsätze wurden die Medien und Nichtregierungsorga-nisationen daran gehindert, Menschen- rechtsverletzungen der Sicherheitskräf-te zu dokumentieren.

27 Şubat 2019 Çarşamba

21. yüzyılda emek ve direniş üzerine notlar -V: Hindistan grevleri, eskiyi aşmak, yeniyi kurmak!, 25 Şubat 2019, Avrupa Forum & siyasihaber



Emek hareketi üzerine çalışmalarıyla bilinen Beverly Silver, Savaş Karataşlı ve Şefika Kumral ile birlikte kaleme aldığı “Yükselen Sosyal Muhalefetin Yeni Bir Med Ceziri? Dünya Tarihsel Perspektif İçinde Erken Yirmibirinci Yüzyıl” başlıklı metinde, 2011 yılının başta emek hareketi tarafından hayata geçirilenler olmak üzere, toplumsal muhalefet açısından bir dönüm noktası olduğunu belirtir.
Aynı alanın bir başka önemli ismi, Michael Burawoy de, 2017 tarihli “Neoliberal Çağda Sosyal Hareketler” başlıklı makalesinde benzer bir noktanın altını çizer.

29 Ocak 2019 Salı

Kapitalizm, Akademi, Esneklik, Göç ve ‘Aşınan Karakterler’, ODTÜ'lüler Bülteni, 2018, 12 (1)


Tolga Tören

Eric Alliez ve Maurizio Lazzarato, Savaşlar ve Sermaye (Wars and Capital) başlıklı çalışmalarında, liberalizmin başından itibaren bir topyekün savaş felsefesi olduğunu belirtirler. Finansal olağanüstü hal (“istikrar uzlaşması”) ile siyasi olağanüstü halin (“güvenlik uzlaşması”) aynı paranın iki yüzü olduğunu vurgulayan yazarlar, dünya ekonomisini sürekli bozan ve yeniden yapılandıran savaşlar ile sermaye akımlarının, bu ikisini entegre eden devletler ile birlikte, çağdaş kapitalizmin varlığının, üretiminin ve yeniden üretimin koşulu olduğunun altını çizerler. Yazarlara göre savaş, para ve devlet kapitalizmin kurucu öğesi, yapı taşı ya da ontolojik gücüdür(2) ve “devlet tarafından dışarıda ya da ülke sınırları içinde yürütülen savaşlar olmaksızın sermaye biriktirmek mümkün değildir”.(3)

13 Ocak 2019 Pazar

21. yüzyılda emek ve direniş üzerine notlar – IV: “Merkez"de “bozunuma uğrayan” sınıf ve Sarı Yelekliler

Tolga Tören
 

Fransız Devrimi’nin sonradan giyotine gönderilenlerinin talebi olan “sosyal cumhuriyet” için… Üretim sürecinde açığa çıkan sömürü yoluya birikime ya da dolaşım alanında açığa çıkan mülksüzleşme yoluyla birikime karşı… 
Dünyanın bütün sosyal hareketleri! Birleşiniz!


Leo Huberman, Feodal Toplumdan 20. Yüzyıla başlıklı kitabında, Karl Marx’ın Kapital’de kullandığı ifadeyle “…kapitalizmin pembe renkli şafak ışıklarının göründüğü” zaman diliminde, 16 ve 17. yüzyılda, işçi sınıfının oluşumunu anlatır. Gemicilik ve haritacılık da dahil olmak üzre teknolojik buluşlardaki gelişmelerin etkisiyle, uzak pazarlara erişme imkanı elde eden Avrupalı tüccar kapitalistin, dolaştığı pazarda topladığı siparişlere (talebe) göre üretim yaptırdığı zaman dilimini. 

“Üretim yaptırdığı” diyoruz, çünkü dönem, sanayinin henüz “ev sanayi” olarak tanımlandığı bir zaman dilimidir. 

15 Aralık 2018 Cumartesi

21. yüzyılda emek ve direniş üzerine notlar – III: Kapitalizmin tahribatı ve direnişin renkleri !

Tolga Tören


Siyasi Haber ve Avrupa Forum’da 21 Kasım 2018 tarihinde yayımlanan “21. yüzyılda emek ve direniş üzerine notlar II: Savaş – direniş, ütopya – distopya” başlıklı yazıda, aralarında Beverly Silver’ın da bulunduğu sosyal bilimciler tarafından hazırlanan Dünya Emek Grubu veri tabanından hareketle, 21. yüzyılda sınıf hareketinin eğilimlerinden birisinin “coğrafi kayma…” olduğunu belirtmiş ve eklemiştik:

21 Kasım 2018 Çarşamba

21. yüzyılda emek ve direniş üzerine notlar - II: Savaş-direniş, distopya-ütopya!, siyasihaber.org, 21.11.2018

Tolga Tören 



Bu dizinin birinci bölümünde Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı sonrasında inşa edilen sınıf uzlaşmacı  sendikacılığı ve bu sendikacılık tarzının Avrupa dışı coğrafyalara yayılmasını ele almıştık.
Kapitalizmin, 1944 - 1970’lerin başını kapsayan “altın çağ”ında inşa edilen bu sınıf uzlaşmacı sendikal yapılanma, korporatist mekanizmalar aracılığıyla örgütlü emeğin karar süreçlerinde -kısmen de olsa- yer almasına imkan sağlaması nedeniyle, kimileri tarafından bir kazanım olarak görülür.

9 Kasım 2018 Cuma

21. yüzyılda emek ve direniş üzerine notlar – I: ‘Kapitalizmin altın çağında’ uluslararası emek hareketi, Avrupa Forum, 09.11.2018

Tolga Tören


Aralarında emek ve kalkınma alanındaki çalışmaları ile bilinen Beverly Silver’ın da bulunduğu Dünya Emek Gurubu tarafından hazırlanan ve 1870 ile 1996 yılları arasındaki zaman diliminde Time dergisine ve New York Times gazetesine konu olan işçi direnişlerini kapsayan veri tabanı iki şey söylüyor.

Birincisi: Savaşlardan hemen önce işçi direnişlerinde önemli bir artış yaşanıyor. Savaş dönemlerindeki bu yükseliş, savaş vesilesiyle yaratılan militarist ve milliyetçi siyasal atmosferin de etkisiyle, yerini gerilemeye bırakırken savaş sonrası dönemlerde yeniden yükselişe geçiyor.

Nasıl Akademisyen Olamadım? - IV, bianet, 06.08.2018

Tolga Tören 




Bu yazılar aklıma ilk düştüğünde, her bir yazıya farklı bir başlık koymayı planlamıştım. Dizinin bu parçasının başlığı da "Akademisyen olur gibi oldum: Üç buçukuncu örnek olay" idi. Neden mi?

TIKLAYIN - Nasıl Akademisyen Olamadım?

TIKLAYIN - Nasıl Akademisyen Olamadım? -II-

TIKLAYIN - Nasıl Akademisyen Olamadım? -III-

Buyrun...

İçinde yetiştiğim ve bir bileşeni olmaktan her zaman mutluluk duyduğum, uzundur birilerini rahatsız ettiğini de bildiğim "Marmara Kalkınma" geleneğini, alışkanlıklarını gittiğimiz yere taşımak, buradan mezun olan hemen herkesin bir içgüdüsü idi, tabir caizse...


29 Temmuz 2018 Pazar

Nasıl Akademisyen Olamadım? -III-, bianet, 29.97.2018

Tolga Tören



bianet'te yukarıdaki ile aynı başlık altında yayımlanan iki yazıda, "tarihsel süreklilik" vurgusu eşliğinde "akademisyen olabilme" çabalarına dair çeşitli "başarısız"! girişimleri paylaşmıştık.

TIKLAYIN - Nasıl Akademisyen Olamadım?

TIKLAYIN - Nasıl Akademisyen Olamadım? -II-

İzninizle, bu tarihsel sürekliliğe kaldığımız yerden devam edeceğim.

İlk iki yazıda aktardığım gelişmeler sonrasında umutlarım giderek azalıyordu.

Yavaş yavaş alternatifler üzerine düşünmeye başlamıştım ki birgün telefonum çaldı. Arayan İstanbul dışında bir üniversitede çalışan -şu anda kendisi de "imzacı" olması hasebiyle işinden edilmiş- eski bir tanıdığımdı.


19 Temmuz 2018 Perşembe

Nasıl Akademisyen Olamadım? - II, bianet, 19 Temmuz 2018

Tolga Tören 




Hatırlanacak olursa, bianet’te 9 Temmuz 2018 tarihinde yayımlanan “Nasıl akademisyen olamadım?” başlıklı yazım “Oysa, içinde yaşadığımız coğrafyada akademisyen olamama, akademisyen kalamama hikayeleri hem oldukça eskiye dayanıyor hem de bir tarihsel sürekliliğe ısaret ediyor” sözleri ile başlamıştı.

Ve şöyle bitmişti: “Yazının son rötuşlarının yapıldığı anlar mı? Seçimler bitmiş, ‘yerli ve milli başkanlık sistemi’ne geçilmişti… İktidar yanlısı basında da yeni KHK haberleri…”

10 Temmuz 2018 Salı

Nasıl Akademisyen Olamadım?, bianet, 9 Temmuz 2018



Tolga Tören

Yakın zamanda NotaBene yayınlarından yayımlanan “Akademisyenlerden KHK Öyküleri” başlıklı kitapta “Nasıl akademisyen kalamadım” sorusunu yanıtlamıştım, bir çok dostun / hocamın hikayesinin yanında.


Oysa içinde yaşadığımız coğrafyada akademisyen olamama, akademisyen kalamama hikayeleri hem oldukça eskiye dayanıyor hem de bir tarihsel sürekliliğe işaret ediyor.

Behice Boran’dan Pertev Naili Boratav’a, İsmail Beşikçi’den, 1402’liklere, Haluk Gerger ve Fikret Başkaya’dan Barış İçin Akademisyenler’e (BAK) kadar geniş bir yelpazeye yayılan bir tarihsel süreklilik bu. Bu tarihsel sürekliliğin zeminini ise, konjonktüre göre, sosyal sorundan, Kürt ve Ermeni sorunlarına, barış sorununa kadar, bugünkü Türkiye’nin köşe taşları olan bir dizi sosyal gerçeklik oluşturuyor.

26 Haziran 2018 Salı

‘Demokratik ve sosyal cumhuriyet’ için demiri ve taşı işlemek, siyasihaber, 26 Haziran 2018

Tolga Tören




Bu yazı 24 Haziran 2018’in gece yarısında aşağıdaki satırlar ile başladı:

“Cumhuriyet’in kurucu partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi, 24 Haziran 2018 seçimlerinin sonuçlarını kabul ettiği takdirde bu unvanını Cumhuriyet’i sonlandıran parti olarak değiştirmek durumunda kalacaktır. Keza, adına ‘yeni Türkiye’ denen bu cumhuriyet, o Cumhuriyet olmayacaktır”.

Gece yarısını biraz geçe ise Muharrem İnce’nin, AKP’nin ve Recep Tayyip Erdoğan’ın “başarı”sını kabullendiği ve ortalarda görünmediği haberi düştü sosyal medyaya.


22 Haziran 2018 Cuma

24 Haziran: Cumhuriyetçiliğin karar anı, SiyasiHaber, 22 Haziran 2018


Tolga Tören 




17 Eylül 2017'de SiyasiHaber'de yayımlanan "Bir cenaze, 'Yeni Türkiye'nin sureti ve Kemalizmin zihinsel kanaması" başlıklı yazımızda, Korkut Boratav hocanın 15 Eylül 2017 tarihli Gazete Duvar'da İrfan Aktan'a verdiği mülakatta dile getirdiği "...eğer hakiki cumhuriyetçiysen, aydınlanmacı cumhuriyetçiysen, Kürt hareketiyle de çözüm arayacaksın” sözlerine yer verdikten sonra, Kemalistlere ilişkin şunları yazmıştık:



Çözümü Kürdi siyasetin seküler ve yüzünü ısrarla sola dönen kesimleri ile aramaktansa, adına 'Yeni Türkiye' denen sürece Kürt düşmanlığı zemininde yedeklenen cumhuriyetçilere Walter Benjamin’in '…düşman galip geldiğinde, ölüler bile kendilerini bu düşmandan kurtaramayacaktır. Ve bu düşman daha zafer kazanmayı sürdürmektedir' sözleri ile seslenirken hatırlatmak da gerekiyor:

Projesine eklemlenmeye çalıştıklarınızın 'Yeni Türkiye'sinde size de yer yok.

1 Haziran 2018 Cuma

Söze ve barışa sahip çıkmak: ‘Hemen şimdi!’, siyasihaber, 1 Haziran 2018


Türkiye sosyalist hareketi 2010 referandumundan bu yana yapılan neredeyse bütün seçimlerde, üstü kapalı bir taktik / strateji tartışması yaşıyor demek abartı olmaz.

Söz konusu tartışmanın asıl olarak iki tarafı var.


Bir tarafta stratejik yönelimini, CHP içerisinde yer alan, her ne kadar son seçim listelerinde yer bulamadılarsa da, görece solda duran kimi isimlerle birlikte belirlemeye çalışanlar; diğer tarafta ise, stratejik yönelimini Kürt siyaseti ile belirleme çabasında olanlar.


Elbet her iki yönelim de belirli ön kabullere sahip.


5 Şubat 2018 Pazartesi

Sosyal Demokrasinin İki Tarihsel Borcu: Barış ve Adalet, Sosyal Demokrat Dergi, Sayi 85, Subat 2018














Tolga Tören

İngiltere’de 1700’lü yılların ortalarında başlayıp 1800’lü yılların ortalarında sonlandığı kabul edilen sanayi devriminin önemli sonuçlarından birisi, kuşkusuz, üretimin teknik temellerinde ortaya çıkan gelişmedir. Bu anlamda, evet, sanayi devrimi “insanlık” için “büyük bir adımdır”. Bu adımın bedelini ödeyenler ise, insanlığın çoğunluğunu oluşturan ücretli çalışanlar olur.

Sanayide ve tarımsal üretimde yaşanan makineleşme, verimliliğin ve üretimin artmasına yol açtığı ölçüde, üretimde kas gücüne olan bağımlılığın ortadan kalkması, kolay hükmedilebilir bir “emek kategorisi” olarak çocuk işçiliğinde artış, kırdan kente göçe bağlı olarak kentlerde biriken “yedek emek ordusu”, çalışma süresinin uzaması, tekel konumunda olan makine sahibi iş̧letmelerin karlarının muazzam artışı gibi sonuçları beraberinde getirir.

10 Ocak 2018 Çarşamba

Demirtaş’ın gidişinin ve Hasip Kaplan’ın çıkışının düşündürdükleri, siyasihaber, 10.01.2018

Demirtaş’ın HDP eş başkanlığından ayrılma kararı solda, Hasip Kaplan'ın sosyal medyada yer alan talihsiz ifadeleri de dahil, yeni bir tartışmanın, daha doğrusu tartışmalar dizisinin başlamasına vesile oldu.


4 Ocak 2018 Perşembe

‘Yeni Türkiye’nin alt-üst aklı ve İran’ın düşündürdükleri…, siyasihaber, 04.01.2017


İran’da başta enflasyon, işsizlik, yolsuzluk kamu harcamaları gibi sorunlar zemininde yükselen toplumsal muhalefeti “büyük güçlerin” stratejik hesapları üzerinden ve “kışkırtma” söylemi eşliğinde okuma eğilimi hayli yüksek.

11 Kasım 2017 Cumartesi

How President Erdogan is marketing the state of emergency, Global Labour Column, 11.10.2017


Gaye Yilmaz - Tolga Tören

Workers and their unions in Turkey have been systematically attacked by their rulers over many years. But these attacks have sharpened recently, especially following the attempted coup against President Recep Tayyip Erdoğan in 2016, after which large numbers of public servants were sacked and imprisoned. The president has used the subsequent state of emergency to intervene in workplaces where strikes are threatened; this has become a marketing strategy to woo business. We will discuss the repression of Turkish workers and ask why this president and his policies seem so popular.

17 Eylül 2017 Pazar

Bir cenaze, 'Yeni Türkiye'nin sureti ve Kemalizmin zihinsel kanaması, www.siyasihaber3.org, 17 Eylül 2017


Malum, 25 Eylül 2017 tarihinde uzunca bir zamandır Kürdi siyasetin ilerici / seküler güçlerinin önünü, bölgenin muhafazakar / radikal İslamcı güçleri aracılığıyla kesme politikası izleyen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) tam da bu bağlamda partneri olan Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) yönetimi altındaki Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde bağımsızlık referandumu gerçekleşecek.

11 Mart 2017 Cumartesi

Mersin Üniversitesi Rektörüne Açık Mektup, www.sendika15.org, 6 Mart 2017
















Tolga Tören

Sayın Rektör,

Üniversite ile ilişiğimin kesildiğini haber veren mektubunuzu aldım. Tıpkı daha önce ya da benimle aynı zamanda, sizin bildiğiniz ve aşağıda bahsedeceğim -aynı- gerekçe ile ilişiği kesilen diğer dostlar / meslektaşlar gibi.

Öncelikle belirtmek isterim ki, mektubunuzu, adına “Yeni Türkiye” denen garabetin şahsıma sunduğu bir onur nişanesi olarak göğsüme takacağım(ız)dan şüpheniz olmasın.
Bununla birlikte, mektubunuzun, olgular arasında ilişki kurma becerisinden, zat-ı alileriniz gibi rektörlük makamına erişmiş birisinden beklenemeyeceği biçimde, sınıfta kaldığını belirtmem gerekiyor.

22 Aralık 2016 Perşembe

“Yeni” Türkiye’nin yerli ve milli “kapital”i, Siyaset, 2016, Aralık - Ocak


Tolga Tören

Cumhuriyet farklı perspektiflerden hareketle farklı şekillerde tanımlanageldi. Kimine göre ‘radikal modernleşme’, kimine göre ‘tepeden modernleşme’, kimine göre ‘ceberrut devlet’ geleneğinin devamıydı... Bu tanımlamaların gerçekliğin bir kısmını ifade ettiği kabul edilebilirse de hemen hepsinin ortak bir eksiğe sahip olduğunu söylemek mümkün: Cumhuriyet olarak adlandırılan süreci, Karl Marks’ın en önemli çalışmasının başlığı olmasının da gösterdiği üzere, kapitalist üretim ilişkilerinin temel dinamiği olan “sermaye”nin birikimi ile, dahası, bir sosyal ilişki / süreç olan “sermaye”nin, adı –en azından şimdilik- Türkiye Cumhuriyeti olan coğrafyada, hangi koşullarda biriktiği ile ilişkilendirememe.